Uyanık geçirdiği her anını otomobil düşünerek geçirmeyen birine altmışlı yıllardan birkaç Alfa modelini sorsak, muhtemelen ilk bahsedecekleri Spider ve Giulia Sprint modelleri olurdu. Ancak, bütün modeller arasında tartışmasız çok daha fazla arzu edileni, 60’ların Alfa serisinin muhteşem altı silindirli amiral gemisi Alfa Romeo 2600 Sprint modeli olur.

Alfa Romeo İçin Değişim Yıllarında Piyasaya Sunuldu

Eşit derecede güzel bir Touring tasarımlı üstü açılır bir başka otomobil ve kesinlikle daha az çekici bir sedan ile birlikte 1962’de piyasaya sunuldu. Bu zarif coupe, Bertone’den bir gövde ve Alfa geleneğine uygun olarak  5 vitesli bir şanzımanla eşleştirilmiş muhteşem bir DOHC 2.6 litrelik V6 ile donatılmıştı. Bu 1920’lerden beri Alfa tarafından kullanılan motor konfigürasyonuydu ve 2600 modelinde son bir kez daha kullanılacaktı. 

Ardından gelecek modellerde dört silindirli motorlar bu konfigürasyonun yerini alacaktı. Bu yeni konfigürasyonlar hem üretmek hem de çalıştırmak için daha ekonomik olabilirlerdi, ancak eski altı silindirler gibi bir ruha sahip değiller. 145 beygir gücü ile, 2600 modeli 200 km / saat hızına ulaşma sözü veriyordu. Bu sözü her zaman tutamasa da ve gerçekten ulaşmayı başardığı en yüksek hız ne olursa olsun, her zaman her hızda iyi göründüğü tartışmaya kapalıdır.

Alfa Romeo Demek Her Şeyden Önce Tasarım Demek

İyi görünmekten bahsetmişken büyük ihtimalle Bertone’nin tasarımcıları Alfa Romeo 2600 Sprint modelini tasarlarken espresso üstüne espresso yuvarlamışlardır. Uzun kaput, eğimli ve kısa arka ve dörtlü farlar otomobile daha olgun, kaslı bir Giulia Sprint görünümü veriyor. İmza niteliğindeki kalp şekilli ızgaradan, kaput üzerindeki hava girişine uzanan krom çizgisi ve arka tekerlek kemerlerinin tepesinden gelen kıvrım gibi zarif ayrıntılarla 2600 Sprint, klasik İtalyan stilinin dört dörtlük bir örneğidir.

İlginizi çekebilir: W126 hangi ara 40 yaşına girdi?

Bir çok inceliğine rağmen Alfa Romeo 2600 Sprint modelinin kusurları da yok değildi.

V6 motor ağırdı. Yer tutuş için iyi olabilirdi, ancak kesinlikle sürüş esnasında yardımcı olmuyordu. Neredeyse 1300 kg ağırlığı ile teraziyi çatlatan Alfa Romeo 2600 Sprint, her ikisi de 1000 kg altında gelen ve hafif olduğu düşünülen Giulia Sprint ve Spider ile karşılaştırıldığında biraz daha hantal kaçıyordu. 

Tüm Alfa Romeo içerikli yazılarımızı okuyun.

Bu sebeplerle müşteriler yeni dört silindirli Alfa Romeo modellerini tercih ettiler. Üretildiği dönemde bu harika grand tourer modelinden sadece 6999 adet satıldı. Bu rakam aynı dönemde satılan yaklaşık 40.000 Giulia Sprint’in yanında oldukça sönük kalıyordu.

Benzer bir model Ford Escort tarihi

Alfa Severlerin Kararı   

İşin sonunda, efsane altı silindirli motoru bile Alfa’nın bu büyük, güzel coupe modelini kurtaramadı. Dönemin Alfa severlerinin büyük, güçlü grand tourerlar yerine çevik, daha kompakt spor arabaları tercih etmesiyle 2600 Sprint, artık geçmiş bir dönemin hatırası olarak kalmaya mahkum oldu. 

1968 yılı daha yeni, daha hafif 1750 modellerinin Alfa serisinin yeni amiral gemileri haline gelmesiyle birlikte 2600 modelinin tümü serileri için yolun sonunu işaret etti. Belkide böylesi daha iyi oldu çünkü yeni otomobiller Alfa Romeo’nun ihtiyaç duyduğu satışları getirdi ve 20. yüzyılın ortalarında iflas etmekten kurtuldu.

Diğer otomobil hikayelerine göz atın. Mutlaka ilginizi çekecek bir yazımız var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
*